Jovi Girl's profileJovi Girl Presents*PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    June 15

    Konuşulan konu: Son Online Olma Zamani.

    Gamze bir yazı yazmış. Biraz önce yazmış ama sonra hemen çıkmış herhalde. Çünkü yakalayamadım ve yine konuşamadık. Ama nasıl bayıldım bu yazıya anlatamam. Sanki bana yazmış... Kovadır Gamze benim gibi. Böyle ayrıntıları düşünmesi normal. Bu kadar kuşkucu olması da normal. Benim seneler evvelden kalan hamster kuşkum gibi bu. Babam mıydı bilmiyorum ama şüphem onda yoğunlaşıyor. O muzur hayvan da gece gece üzerime atlamasaydı... Sevimliydi de kerata, ah, ah be cicim ah... Hüzünlendim yine... Neyse bak yine konudan uzaklaşıyorum. Toparlan Deniz hadi.

    Sonuçta ben Gamze'nin bahsettiği o duyguyu biraz anlayabiliyorum. Ama neymiş şifre verecekmiş, herkes haberdar edilecekmiş falan... Ay şekerim yapma n'olursun. İçim bir garip oldu bak şimdi... Ne biçim konuşmalar bunlar böyle? Yaz sen sadece ama düşünme böyle şeyleri, bak yine hüzün basıcak yoksa beni... Olacak iş mi bu kadar işim varken sabah sabah. Hay bin şeytan...

     

    Alıntı

    son online olma zamani.
    hepimiz ikinci karakterlere bolunuyoruz.... bazen de uc oluyoruz. belki bes. sahtelesiyoruz, aslinda yine hala tamamen kendimizken. baska isimler aliyoruz, kisa veya uzun, illa ki bir tarafimizi anlatan. biraz baska, biraz benzer; yeni kisiliklerimizi yaratiyoruz. bazen tanidiklari bulmak icin, bazen arkadas, bazen sevgili, bazen sadece oyun oynamak icin, bazen oylesine dolanirken... uzun zaman gecirirken. ve kucagimizda duranin en ufak bir sarsinti ile aslinda tamamen niteligini kaybedecek bir soguk cihaz oldugunu unutarak. internet baglantim olmadiginda bilgisayara bos baktigim anlari bilirim. peki, simdi, hmm; neyse ya, su kitap da yarim kalmisti, ya da aslinda hava da guzel sayilir diyerek kendime baska bir is bulmak uzere kapagi yerine indirirken... yonjada, icqda, msnde, popomundoda, forumlarda, hafifde, zuxxide, bloglarda, sozlukte... seneler boyunca... her yerde. o sanal suratin arkasindaki biziz aslinda, kanli canli. an gelip tamamdir diye gidebilecek olan... biz. bir zaman once, okuldan biri kaza yapmisti. trafik kazasi. sonra baska biri vardi, o dayanamadi belki de. kopruden birakti kendini. baska biri sadece gitmis, onu duydum, ayrintisiz... bazen hastaliktan, bazen sanssizliktan, bazen bikkinliktan, bazen sadece hayat... ve o gidenlerin ardinda kalan; aslinda daha cok kalmak zorunda kalan, kalmak zorunda birakilan sanal suratlar... kanimi donduruyor. icimi usutuyor. aman yarabbim olup sayfanin ustundeki xe uzanmak istiyorum. genelde elim devama gidiyor ama. resimlere bakip, yazilari okuyup... son online olma zamani. son yazilan blog icin tiklayin. o kisinin; detaylarina ulastigimiz, gordugumuz, okudugumuz, bir sekilde baglanti kurmus oldugumuz... ister cift tarafli olsun, ister tek. ama alistigimiz. orada iki gun once olan o tanidigin, artik olmayacak olmasi. ve bunu fark etmek. sonra bilmek. sonra anlamak... sonra dusunmek... ve budur sebebi butun sifrelerimi bir en yakinima listeleyip, en unutmayacagi tarafina ilistirmek istemem durup durup, hic kaybetmemesi uzere... aninda girsin, aninda siliversin butun varligimi diye. son online olma tarihimi gormesin kimse. ve o yandaki gulumseyen resmi. ve herkese haber verilsin tamam diye, buraya kadar. no more updates folks, just go on your way. best... diye. sade, acik.
    June 13

    Today

    Öglen üzeri evden çıkarken üst kat komşumla karşılaştım, makyajla kapamış ama sol şakağı mordu... Dedim geceki gürültünün mirası mı bu? Güldü: "İyi benzettim ama laçoyu bir daha gelemez buralara... Bu çok sorun değil de mememi çürüttü hayvan herif... Malum kul yapısı, iyişallah bir şey olmamıştır, çok acıyor".
     
    Çok acıyor... Hepimizin bir yerleri acıyor demek geldi içimden ama gülümsedim. Dışarı çıktık, o sağa ben sola döndüm. Yapacak bir işim yoktu aslında hem fotoğraf makinemi de almamıştım. Geri de dönmedim. Taksimden aşağı Galatadan Karaköye kadar yürüdüm. Galata köprüsünde sigara tüttürdüm... Göz kalemiyle sigara paketini ters yüz edip edip yarattığım kağıda vapur çizdim... Binip gidesim gelmedi :)
     
    Nerede rahat edicem diye düşünmeyi de bıraktım. Düşünmek istemiyorum bir süre.
     
    Sweetheart nerdesin :(
    June 12

    Broken... Broken...

    Rüya ile gerçek arasında gecenin bir köründe donüp dolandım. Dün başlamam gereken rejimi bir kenara bırakıp, gecenin köründe mutfağa daldım. Konu: Aşk-Meşk topicleri olunca hiç bir zaman şanslı olamadım. Ama sende bir şeyler hissettim ben... En azından paylaştığımız o rutubetli günlerde falan... Ah sen... Sadece et miydim ben senin için? Bıraktın mı yani... Nedir anlamıyorum ki. O gece halbuki benden çok memnundun. No wonder why! Ah be cicim...

    Bu sabah Etiler'e bir kaç parçayı teslim ettikten sonra nette Gamze ve Burak'la karşılaştım. Onlar da seni kınadıklarına vardırdılar aslında konuşmayı.

    Ah be guys, ah be mates... Darmadağın oldum yani. Beklentilerim de yoktu seninle ilgili aslında, ama bu kadar insanın içinde... Hopes falan işte yani. Arada bir olması kötü değil ki... Neden, ha neden? Bak, sana hala benim demek istiyorum, isminin sonuna senden konuşurken falan sürekli 'um ekliyorum. Sonuçta sen hep benim teddy bearım olarak kalacaksın...

    Bugün... Mutsuz bir gün benim için... Moral compass falan kalmamış yani globe dahilinde.

    Hadi bakalım Deniz, bu senin ilk yazın. Göreyim cicim seni.

    Yazmaya senelerdir hiç bir zaman çok ısınamadım aslında. Fotoğraflarımı tercih ederim. Buraya da yeni geldim, bakalım eski sitem kadar uzun ömürlü olabilecek mi. Burak hemen ilk yazısını yazmış benimle ilgili. Selçuğu da kaybetmedim, seni de etmek istemem Burakcığım, bana dostum demen beni ömrümce sevindirir. Hem şekerim, İstanbul'a gelin artık değil mi, zamanı çok uzattık, Ağustos demişsin ikinizi de bekliyorum... Kedili teyzem ve sevgili üst komşum bana bu aralar yetmez oldular çünkü. Saat de geç oldu, emaile çevirdim blog yazısını. Kısa keseyim bari, aklıma getirmişken sen hazır, Selçuk'a bir email atayım. Gamze'ye de selam söyle, ben çok raslayamıyorum internette.